29 Ağu 2016

Seo Bu İşin Neresinde

On numara #seo yapsanız bile kaliteli ziyaretçi çekemedikten sonra ağzınızla kuşta tutsanız, bunu bi kuş birde siz bilirsiniz. Sonuç: Nefesiniz tükenir, siteniz kapanır, yeni maceralara selam olsun.

İşin sırrı "paylaşım" yapmakta. Peki nerede? "Sosyal Medya" sitelerinde. Hangilerinde? Hazırladığınız "içerik"le doğrudan ilgilenecek insanların olduğu yerlerde. Hedef kitlenize ulaşmanınsa iki yolu var.
  1. Ya siz oluşturacaksınız (ki zahmetli iş, tırnak lazım)
  2. Ya da siz bulacaksınız (buda vakit / nakit ister)
El elin işini türkü... 20 liraya 10 milyon kişiye reklam yaptırıp dönüşüm alamadığınızda kimse oturup ağlamasın, kimseyide "işe yaramıyor" diye yönlendirmesin. Bulduğunuz platformun yaş kitlesi ne? Nelerden hoşlanır? Paraları var mı yok mu, varsa ortalama kaç para harcayan insanlar? En sık hangi saatlerde online oluyorlar? Ayın kaçında maaş alıyorlar? Hatta maaş alıyorlar mı? Nelerden hoşlanıyorlar vs. vs.

Mesele 20 lira vermek değil. Göz göre göre araştırma yapmadan, soru sormadan, cevap almadan 20 lirayı sokağa atmakta. Yani işin yanlış kısmı reklam öncesi araştırmaya "vakit" ayırMAmakta.

Her ortamın kendine has kitlesi var. Her şey Face Twit'den ibaret değil. Forum vb. diğer tüm platformlarda özel kitleler barındırır. Evet, seo çalışmaları ile bir anahtar kelimeye yüklenip en üste çıkabiliyoruz. Peki o kelime ne kadar doğru? Size ne kadar dönüşüm sağlayacak? Sizi ne kadar doyuracak? Yükleneceğiniz kelimenin doğasını geçmişini gerçekten incelediniz mi? O rakamlar gerçek mi yoksa spekülatif mi? Yok, "ben yükselen rakamlarla mutlu oluyorum" diyorsanız tabi ki masal sizin masalınız, devam edin. Ancak kaybolan vakti asla geri alamayacaksınız.

Paylaşım, doğru yerde yapılmışsa bile size sadece kuru trafik gönderir. Gelen ziyaretçi doyurucu içerikle karşılaşmışsa size satış olarak döner. Yani "kuru trafik" artık "kaliteli" hale gelir. Hitler kazanç sağladıkları sürece değerlidir. Bunun içinde şu 3 zorlu aşama kusursuz şekilde döngüye bağlanmalı;
  1. Ziyaretçiyi çek
  2. Gelen ziyaretçiyi doyur
  3. Tekrar gelmesini sağla
Web siteniz her yönüyle mükemmel bile olsa ziyaretçi çekemedikten sonra hiç anlamı yok dedik. Sırasıyla gidersek: İlk atışınız kesinlikle etkili bir başlık olmak zo-run-da. Vurdunuz vurdunuz, vuramadınız kuşla muhabbete devam. Yine de başlığınıza tıklatmak işin kolay kısmı olsada insanlar;
  1. Tıkladığı şeye uygun içerikle karşılaşmalı
  2. İçerik ziyaretçiyi doyurmalı
Başlıkta "beklentinin yüksek tutulması" ile ziyaretçi doymazda çekip giderse, siteniz zamanla geriler. Ziyaretçi içeri gelmiş, işini görmüşse artık üçüncü aşama devreye girer. Akılcıl yöntemlerle dikkatini çekmeli, aklında kalıp tekrar gelmesi için tüm hünerinizi ortaya koymalısınız. Milyar site var, ne diye sizi aklında tutsun? Peki neler olabilir:
  1. Baktığı konuyla doğrudan ilgili spot ek başlıklar "manuel" olarak konabilir (banel)
  2. Tamamlayıcı ek konular. Kızartma tarifine bakılıyorsa alacağı kaloriyi de hemen yan taraftaki yeni konuda gözüne iliştirmek vb. (eh işte)
Otel arayana araç kiralama hizmeti sunmak beklenendir. Çok tüketildi, yenilik lazım.

Otel seçen birine "otelinizde diş kontrolü" gibi ek hizmet sunmak, müşterileri ciddi anlamda memnun edebilir. (bu benim projemdi, on numara çalıştı. :) ) Bunlar başlı başına beyin fırtınaları ile oluşturulabilecek stratejilerdir.

Her şey satıştır. İster seyrettirdiğiniz film, ister okuttuğunuz yemek tarifi, ister satılacak parfüm veya bir hizmet olsun hiç fark etmez. Zaman çizelgemizde seo sadece tek bir yerde gerekmez. Her aşamada gerekli. Yoksa bi taytıl bi resim iş tamam.

HÇO her site için önemlidir. 90 dakikalık film, 3 dakikadan sonra terk ediliyorsa terslik vardır. "Bayram namazı kaçta" sorusunun cevabını arayan birisi içinse sayfada 15-20 saniyeden daha uzun kalmasıda sorun anlamına gelir. Site içeriğine göre değişmekle beraber HÇO'nun doğru değerlerde olması gerçekten önemlidir. Analitiği kurmak, yalayıp yutmak zorunluluktur. Hele hele kullanıcı gezgini süper yenilik. Peki yeter mi? Tabi ki yetmez. Esas beklentimiz tekrar gelmelerini sağlamaktır. Buda sitenin yapısı ile ilgilidir. Market gibi düşünün: Kasada son ana kadar atışlar devam eder; çakı çakmak peçete çikolata tahta vb.

Sitenin yapısı başlı başına uzmanlık ister. Bence büyük tablodaki en önemli ilk maddedir. Seo ilk burada hayat bulmaya başlar. Üç ana başlık altında toplanabilir (enden bile daha önemli olsa da programlamayı şimdilik dikkate almıyorum).
  1. Sayfa mizanpajı, grid yapısı, butonlar, renkler, tipografi vb. öğeleri içeren "kullanıcı arayüz tasarımı"
  2. Ziyaretçiler gezmez, siz gezdirirsiniz. Önceden oluşturulması gereken yönlendirme, gezdirme haritası.
  3. Ziyaretçilerin rahat bir deneyim yaşayabilmeleri için sosyoloji, psikoloji vb. konulara hakim kişilerce tasarlanması gereken "kullanıcı deneyimi tasarımı".
Aslında atomu parçalamaya çalışmaktan çokta farklı değil. Gerçi bizim işimiz kolay. Nasılsa 10$'lık temalar iş görüyor. Hatta ona da gerek yok. Friisini arar 10$ yerine 30$'lık vakit harcarız. Nasılsa beleşe aldık, biraz da temaya seo yaptırdık mı süper. :)

İçerik, doyurucu olması şart dedik. Kesinlikle sorun çözmeli yani isteneni karşılamalı. "Türkçe Dublaj Matrix" diye başlık atıp, "Nasılsa yenisi geldiğinde değiştiririm" diye düşünmek, ziyaretçiyi kaz yerine koymaktır (kulak çınlamaları hoşa gidiyorsa başka). Kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede sizi markalaştırmaz, erir gidersiniz.

İnsanlar anlık olarak Google'da aramasını yapar, önüne çıkan ilk 1-2 sitede filmini seyreder çayını içer çeker gider. Buda sadece "günü kurtarmak" demektir. Esas beklenense "sitenize direk" girmeleridir. Hatta "hemen çıkma oranı seobilog" gibi markanızla beraber aranması en güzelidir. Ekşi buna güzel örneklerden. Kim arayacak site içindeki bi konuyu. Yaz Google'a ekşi, ekle yanına her ne arıyorsan.seobilog.com

Hedef kitleye uygun jargonun kullanılması önemli (ama herkeside memnun edemezsiniz). Kısa akıcı içeriklerde önemli. Yeni veya ilginç olmaları anı kurtarır. Kısacası rakiplerden farklı, kurnazca olmaları diğer konulara bakma eğilimlerini yükseltir (bakın "eğilim" dedim, kesin bakar demedim). Eğer gelen kişi "yeni ziyaretçi" ise tüm içeriklerinize tek seferde bakamayacağı için emin olun tekrar gelecektir ve artık "sürekli ziyaretçi" haline gelir. Smm ve Sem'in seo ile ilişki içinde olduğunun bilinmesi bu noktada çoook önemlidir. Ama yeter mi? Yine yetmez, yine yetmez.

Devreye "güncellik" girer (benim gibi ayda bi konu yazarsanız anca üç kişiyi kemikleştirirsiniz). Bu döngü bu şekilde nefesinizin yettiği yere kadar devam edeeeer gider. Nefes konusunu seo ve pazarlama başlığı altında işlemiştik.

Sosyal ortamlar; İşte tüm bunlar ve fazlası için nice sosyal medya uygulaması var. Çünkü pastanın büyüğü orada. Hemen hepsi ölçümleme yapar. Rutinleri otomasyona bağlar. Amaca göre bir kaçı aynı anda kullanılabilir. Ben kullanıyormuyum? Evet. Siz kullanmalımısınız? Kesinlikle evet. Ama hangilerini?

Pazarlama gerçekten vakit alır, üstelik disiplinli işgücü ister. Bütçe ve kaynaklarınızın sınırlı olması gayet normaldir. Ama sıkıntılı olan bu süreç eğlenceli hale getirilebilir. Rutin işleri otomatiğe bağlayan "Pazarlama Otomasyon Araçları" bunun için var. Öcü gibi korkmamak, doğal olmakla hamal olmanın arasındaki kalın çizginin farkına varmak gerek. Araçlar konusu aslında hazır ancak elden geçirmem lazım. Bugün yarın yeni başlıkta işlerim.

E peki seo bu işin neresinde? Emin olun hiç fikrim yok, her şey iç içe geçmiş durumda. Mutlu olun yeter diyorum :)

Sevgiler, saygılar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seo'dur seo :)