20 Haz 2016

Yapay Zeka



Seo ile doğrudan bir ilişkisi yok gibi görünse de tüm algoritmaların temelinde Yapay Zekâ var. Özellikle Panda'nın temeline oturan Destek Vektör Makinesi. Yani hem öğreniyor hem de öğrendikleri üzerinde doğru tahminlerde bulunup genelleştirmeye çabalıyor. Konuyu ilerideki yazılarıma temel oluşturması ve birazda bloğuma renk katması için ele aldım. Şimdi kahvelerimizi hazırlayalım. Biraz uzunca ama keyifli bir yazı olacak.

Nedense gelecek hakkındaki öngörülerimizi hep geçmiş deneyimlerimize dayandırırız. Bu da isabetli tahminlerde bulunmamızı önler. Aslında geleceği tahmin etmek için yakın değil uzak geçmişe bakmak daha doğru. Çünkü teknolojik gelişim doğrusal bir şekilde ilerlemiyor. Mesela 1 yıl ilerisini tahmin için 10 yıl geriye bakmanın daha doğru bir yaklaşım olması gibi.

Henüz çok sık kullanmasamda aramalarımı bazen Siri'ye yaptırıyorum. Hep ısınma dönemi bunlar. Yani emekleyen bir Yapay Zeka evresi. Hadi tahmin edin aşağıdaki şiir kime ait?

Uzun süre sessizdi.
Bir süreliğine sessizdi.
Bir an için sessizdi.
Karanlık ve soğuktu.
Duraksadı.


Haberi belki okumuşsunuzdur. Şiir Google'ın yapay zekâ motoruna ait.

Bu konu aynı zamanda RankBrain içinde giriş oluşturacak. Hadi biraz yapay zekâdan yada diğer adıyla mantıksal analiz robotundan bahsedelim. Amaç tıpkı insan gibi öğrenebilen bir algoritma yazmak. Tabi bunu hem daha hızlı yapmak hem de insan zekâsının ötesine taşıyabilmek.
En kısa tanım: Aynaya baktığınızda gördüğünüz şeyin her yönden daha iyisini yapma girişimi. Yani uç noktalarda, kendi kendinin farkında olabilecek kadar sürekli öğrenebilen yapay bir zekâya ulaşmak. Tabiki şimdilik "yapay" ama mekanikle başlayıp biyolojik seviyeye ulaşması öngörülen bir yapaylık. Ben buna "Fraktal Akışkanlık" diyorum. Tanımı bulamazsınız çünkü bana ait. :) Yine de araştırmak isteyenler zekâ, zihin, bilinç tanımlarına gözatabilirler. Konu dışına daha fazla sürüklenmemek için bu toptan uzaklaşıyoruz. Henüz başında olduğumuz Yapay Zekâ 3 evrede incelenebilir.

İlk evre basit yapay zekâ yani içinde bulunduğumuz dönem. Sadece tek konuya odaklanıyorlar. AlphaGo'nun dünya GO şampiyonu Lee Sedol'u yenmesi bunun ilk örneklerinden. Kavramlarla kelimeler arasında ilişki kurduğumuz anlaşıldıktan sonra programcılar da bu konuya yoğunlaşmaya başladı. Bir yanda YZ araştırmacılarınca geliştirilen uzman sistemler ilerlemesini sürdürürken diğer yanda yapay zekâ dillerini kullanarak "anlam çıkarma" noktasına geldik. Yine yakın zamanda işlemeye başlayacağım LSI konusuna da atfımızı yapalım. Kullandığımız telefonlar, yeni otomobiller, ses tanıma sistemleri, sanal asistanlarımız Siri, Cortana, Google Now, Amazon Echo hatta eticaret sitelerimizde ürünlerin altına eklediğimiz "falanca arkadaşın bunu da beğendi" gibi eklentilerin tamamı basit birer yapay zekâ ürünü. Yani öğrenen algoritmalar.

İkinci evre insan zekâsıyla eş değer seviyeye ulaşan yapay zekâ anlamına geliyor. Yani bir insanın yaptığı her şeyi yapabilen, çözüm üreten hatta soyut düşünebilen. Henüz bu noktada değiliz ama Wiki'nin verdiği bilgilere göre yapay zekânın gücü sadece 5 yıl sonra insan beyni ile aynı noktaya ulaşmış olacak. Bakın bu satırı bir daha okumanızı öneririm, sadece 5 yıl sonra yani 2020 civarlarında. 35 yıl sonra ise evimizdeki bilgisayarın gücü 7 milyar insanın beyin gücünden daha fazlasına ulaşacak. Konuyu derinleştirmek isteyenler yapay sinir ağları - doğal dil işleme - genetik algoritmalar - bulanık mantık gibi anahtar kelimeler yardımcı olabilir.

YZ'nin son evresi sınır ötesi. İnsandan daha akıllı, yaratıcılık yeteneğine sahip üstün akıl. Bildiğimiz her şeyin bir anda tamamen değişebileceği bir evre. Şu iki sonucun dışında bir durumun gerçekleşme ihtimalinin çok az olduğu düşüncesindeyim: "Ölümsüzlük" ya da "insanlığın sonu". Bu evre üzerine günlerce konuşabilirim. Ama rotamızdan fazlasıyla şaşmış oluruz. Bu yüzden burada noktalamak istiyorum ama yine de merak edenler başlangıç için Raymond Kurzweil'in çılgınca görünen eserlerine göz atabilir. 

Bu, uzun bir süreç olsa da artık yola girdik. Sınır ötesinin neler getirebileceğini öngörmek zor ama emin olduğum bir şey var. O da yeni çıkan her "basit yapay zekâ" ürününün bizi "sınır ötesine" doğru taşıyacak ikinci evreye yaklaştırdığı.

Gelişmeler

Higgs bozunu arayışı, Türklerin de içinde bulunduğu Alice deneyi, Atlas deneyi, büyük patlama, sicim kuramı, kuantum fiziği, gen aktarımı, insan klonlama, insan oğlunun engellenemeyen merak duygusu ve çok daha fazlası. Tamam bunların hepsi gerçekten oldukça havalı şeyler. Üstelik inanılmaz zor ama yine de kolaylar. Peki insanın düşünmeden yapabildiği şeyler? Bir anda yaptığımız ama bizi doğru sonuçlara ulaştıran mantıksızlıklar. Anneye babaya yalan söylenmez, karşı çıkılmaz. Bunlar su götürmez gerçeklerdir. Peki 15 yaşında âşık olduğunuzda yaptığımız mantıksızlıklar, karşı çıkmalar. Kalbin yerinden çıkması, hissettiklerimiz. Kimi değerlerimiz için ölümü hiçe sayan davranışlarımız. Hayal kurmanın bilimsel karşılığını bilmediğimden bu konuya değinmiyorum bile.

Mesela bir YZ'nin durduk yere aşağıdaki gibi bir çalışmayı hayata geçirebileceğini asla düşünemiyorum. Çünkü mantığı yok. Eeee biz yaptıkta ne oldu? Hiç. 3-5 kişi geçerken gördü. Bir de internete yüklendi. Baktılar ve güldüler. Hepsi bumu? Değil işte! Olay böylesine basit değil! Bunların toplamına her ne deniyorsa, bizi biz yapan şeyde tüm bunların bütünüdür.





Bir YZ güçlü bir bedenle donatılmış olabilir. Güçlü hafızası, tüm ayrıntıları hesaplayabilecek analitik zekâsı. Kıvrak dili, yalan söylemeyen, adaletli davranan, altının gümüşten değerli olduğunu hesaplayan. Benzer her özelliğe sahip olabilir ama esas olanın "yüceliğin peşinde koşma", "bilgelik" ve "kendi varlığının farkında olmak" olduğunu anlaması bence imkânsız.


Günümüz Dünyası

Konu dağılmaya çok elverişli. Hemen toparlayıp hangi noktada olduğumuza bakıyoruz. Son olarak 2015 Kasımda güncellenen Top500.org sitesindeki süper bilgisayarlar listesindeki verilere göre Çinde bulunan günümüzün en hızlı bilgisayarı Tianhe-2.

Tianhe-2, buzdolabından büyük 170 kabinden oluşuyor. Her bir kabin içinde raflara yerleştirilmiş 128 farklı birim var. İşlem kapasitesi saniyede 50 PetaFlop. Yani saniyede 50 KATRİLYON işlem. höh. 390 milyon dolarlık bu ufaklığın tükettiği enerji ise 18.000.000 watt. 2019 yılında 100 kat hızlanıp ExaFlop seviyesine çıkılacakmış. Bizim beyin bedava ve üstelik tükettiği enerji ise sadece 20 watt. :) Depolama alanı 12,4 
PetaByte. Intel çiplerini kullanıyor. İşletim sistemi ise özel üretilmiş linux.


Nöroloji Dünyası

Makinalar gelişiyor, tamam. Gelişmelerinin sebebi bilgi transferini sağlayan, her biri farklı 100 milyar nörondan oluşan insan beyninin de gelişiyor olması. Başrol oyuncu ise  neokorteksToplam beynimizin %76'sını oluşturan ve gelişiminin zirvesinde bir eleman. Bilinçli düşünme, uzaysal muhakeme ve benzeri ileri derece fonksiyonları yürütüyor.


Sonuç:

Birde işin nörolojik boyutuyla ilgilenen mühendisler var. Onlara göre ise yaklaşık 10-15 yıl içinde insan beyni her şeyi ile fiziksel devreler şeklinde imal edilmiş olacak. Sınırlarda olduğumuzu düşünmemek elde değil. Merakımın yanı sıra hani biraz da ürkmüyor değilim. Yani bu, şu demek oluyor:
  • 1985'lerde bilgisayarların gücü insan beyninin trilyonda biri.
  • 10 yıl aradan sonra 1000 kat artış gösterdi.
  • 1995'lerde milyarda biri seviyesini yakaladı.
  • 10 yıl daha geçtiğinde 1000 kat daha artıp milyonda bir seviyesine indi.
  • İçinde bulunduğumuz zaman dilimindeyse sadece 1/1000 seviyesindeyiz.
Demek ki öngörüler doğru. Sadece bir kaç yıl içinde bilgisayarların gücü insan beyni ile eş değer noktaya ulaşacak biçimde Yapay Zeka şekillenmiş olacak. Görünüşe göre 1965'de Gordon Earle Moore'nin çıkardığı yasa çalışıyor gibi. Teknoloji ve dolayısıyla Google'da matematiksel verilerle ilerliyor. O zaman bizlerinde matematiksel anlamda seoyu çok daha profesyonelce yapmamız gerek. İlerleyen zamanlardaki makalelerimi de bu yönde ezberbozan teknikler eşliğinde derinleştirmeyi düşünüyorum.

Google+ sayfamı takipte kalın.

Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seo'dur seo :)