12 Haz 2015

Seo ve Pazarlama

Bu kez öyle havalı  kelimelerden oluşan bir pazarlama ya da dayatmaya çalışacağım bilgiler yok. Hani bir söz vardır; "Bekara hatun boşamak kolay". İşte bu yüzden ahkam kesmeden seo ve pazarlama ilişkisine, başarının gerçek sırrına yani "Nefesinizin Kesilmesi" konusuna el atmak istedim.


En doğru yol; Deneme yanılmalarla değil, deneme yamulmalarla gerçekleşir. Eğer elinize "10 Adımda Seo" veya "İleri Düzey Seo" diye bir kitap alıp, adım adım uygulayarak bir yere varabileceğinizi düşünüyorsanız rüyanıza devam edin. E kim bilir, belki de tutar. Aslında tutar, tutar ama kitaplardan ne beklediğinize bağlıdır. Hayal mi teknik mi?

Bakın düne kadar hiç "seobilog" diye bir site var mıydı? Hayır yoktu. Peki ben ne yaptım? Sadece hayata geçirip pazara bi kıymık olarak girdim. Deneyin, hata yapın ve kesinlikle gerdeğe kendiniz girin.

Ama ne yazık ki sadece seo'ya kitlenmekle de iş bitmiyor. Onu da onu da onu da biliyor ve hepsinden besleniyor olmak zo-run-da-sı-nıııız. Hem sosyal medyaya hakim olacak hem de kimin sahtekar kimin düzgün iş çıkardığını bileceksiniz. Müşteri psikolojisini öğrenecek, pintilerle dans edecek, kendinize kat-i kurallar koyacak ve bunlara uyacaksınız. Aksi halde amelelikten başka bir şey yapmış olmazsınız.

Aslında hedefim, sizi fabrika ayarlarınıza döndürmeye çalışmak :) 

Seo, dolayısıyla farkına varılmasa da pazarlama konusuna başlayan çoğu kişinin filmlerinin son karesi hep şöyle biter; "Baba bu işlerden artık çok sıkıldım", "Beş editör tutup, iki de bot çakıcam, sitem kendi kendine aylık 10 kağıt getirse yeter", "Dört duvar arası beni yedi bitirdi", "Paraları mezara mı götürücem", "Artık çekildim, tecrübelerimi anlatan kitap yazıyorum" vb...

Ama aslında gerçekteki final sahnemiz, çoğunlukla şuna çok yakındır; 




Peki gerçekte filmimiz nasıl başlıyordu hemen ona da bakalım;




Bembeyaz bir sayfayla yani default değerlerimizle hiç oynanmamış olarak başlıyor ve o sayfaları tecrübelerimizle doldurmaya başlıyoruz. Belki WordPress ile başlayan hayatımıza, öğrenmek zorunda kaldığımız bir ton plugin ve onların açıklarından kaynaklanan sorunlar giriyor ve ilerleyen süreçte en iyi kararın özel yazılımlarda olduğunda karar kılıyoruz. Ücretsiz hostlarla evin yolunu bulamayıp önce normal bir hosting, ardından reseller hesaplar, "yetmiyor" deyip ayrı ayrı yerlerdeki hesaplar, derken toparlamaya çalışıp kendi dedicated sunucumuza geçme kararı, anam o da ne, lisans ücretleri ve yetmezmiş gibi bir de bu uygulamaları öğrenmek, hatta açıklarını kapatmaya çalışmak için ayrı insanlarla yüz göz olmak zorunda kalıyoruz. Büyüdükçe büyüyor ve büyük çerçevenin içinde iyice kaybolmaya, yorulmaya, bıkmaya başlıyoruz.

Balık baştan koktu. Neden? Çünkü her şeye plansız başladık, kurgulamadık, bodoslama daldık. Çok büyüdük, dağıldık, her yere saldırdık. İki back, bi im biraz spamla işin biteceğini, kafaya oturup para sayma makinası alacağımızı düşündük.

İşin özü fabrika ayarlarımızın üstüne, başkalarına yaptırmamız gereken işleri de kendimiz yapmaya çalıştığımız için bir ton lüzumsuz bilgi yüklendi ve kendimizi pazarlamanın tam göbeğinde bulduk ve "Baaaaam";

"Syntax Error"... Press:[Exit]

İşte büyük sorun; Fabrika ayarlarımız için ayrılan bölüm tükenme noktasına gelir. Ya sınırlama getirmeli ya da bazı şeyleri silip atmak zorundayızdır.

Derken sistem patlar, şalterler atar. Çılgınca çalışıyor ama karşılığını alamıyoruzdur, hemen kankaya gidip biraz gaz alırız; "...Boşver koçum, sıkıntı yok, sen neleri hallettin, bunu da halledersin" laflarını duyar ve bu gazla özgüven depomuzu bir kere daha fulleriz.

Para kazanmak zorunda olduğumuz kesindir. Biraz daha biraz daha biraz daha derinlere gireriz ama yine bir yere varamayız ve "la buda gol olmadı" deriz.

Parçalara bölünmüş olan Webmaster bir toparlanma sürecinden sonra her şeyi sıfırlamaya, baştan başlamaya bu kez kesin karar verir. Şimdiye kadar "değil gol atmak", "orta sahayı bile geçemediğini" anlar. Ama sağda solda hep okur durur "ayda şu kadar kazanıyorum", "Google bu ay beş binimi kesti" ha ha. 

Tabi kendisi alışmıştır her seferinde yeni bir maceraya girmeye, bir hevesle premium tema satın alıp, ardından sıkı bir host, biraz içerik ve yine olacak olan şey "en fazla ofsayt"dır... cık... bundan da bir cacık olmadı ve yine elinde tetrisle başbaşa. Artık dik gelenleri yatay koymak lazımdır, üst üste koyunca biraz sorun olduğu açıktır :)

La mokoko bu işi benden daha kötü yapıyor ama ben ondan daha alttayım, ne eksik? Hemen herkes seo dediğimiz şeyi büyülü bir değnek sanıyor ve onu bulmaya çalışmakla ömrü gidiyor farkında değil. Aslında işin özü sadece;
  • İyi bir başlık
  • İyi bir açıklama
  • Hedef kitlesine yönelik sorun çözen bir içerik
Aslında işte seo bukadardır. Bundan sonrası tamamen pazarlamaya, sem'in ve smm'nin alanına girer. E peki ne gerekir;
  • Hedef kitlenizi barındıran tüm ortamlarda sırtınızdan! ter çıkana kadar paylaşım. Çokça paylaşım yaptınız diye Google size ceza kesmez. Olsa olsa paylaşılan platform indeks almaz. Ama ilgili siteden sitenize ziyaretçi akışı kesinlikle devam eder. İşin kilit noktası da budur zaten.
Tabi siz seçim hakkınızı da kullanabilir, 0.01 TL'lik reklamlardan zengin olmayı hayal etmeye etmeye devam edebilirsiniz. Kim bilir, belki de başarırsınız.

Hedef kitlenizle kendi hayal dünyanız arasındaki farkı fark edin. Hedef kitlenizi anlamaya ve disiplini elden bırakmamaya çalışın. (Bakın daha önce disiplin üzerine 12 maddelik "İşini Asla Google'a Bırakma" ve "Seo ve Sürdürülebilirlik" başlıklarına yer vermiştim, bir ara okuyabilirsiniz.) Hedef kitlenize istedikleri şeyleri verin. Takıldıkları yerleri keşfedin, oralarda takılın, markanızı isminizi duyurun. Yani doğal pazarlama yapın. Hiç bir marka hiç bir site tek bir gecede dev haline gelmemiştir. Aceleci davranıp zamana yenik düşmeyin, inanın gerisi pıtır pıtır gelir. İşte size çok basit 8 kural;
  1. İşine odaklan, goy goy yapma, çözüm sende, başkasında değil.
  2. Hedef kitleni tanı, aksi halde git kumda oyna.
  3. Yarış atı değilsin, mutlaka arada nefes al.
  4. Asla vazgeçme, eğlenceyi de unutma.
  5. Üst level için şu kadar adam öldürmem lazım diye bot gibi davranma
  6. Doğal ve mutlu olduğun şekilde ilerle
  7. Zevk al, doğaçlama yap
  8. En önemlisi; Nefesini tüketmeyecek hedefler belirle
Hiç kimse sizden daha iyi değil, belki sadece daha fazla disiplinli. Hepsi bu. Kimdi hatırlamıyorum, birinin dediği gibi; Yapılmamışı düşünmeye çalışmayın, yapılmamışı yapmaya çalışın. Tekrar etmek istiyorum; "Nefesinizi tüketmeyecek hedefler belirleyin", inanın işin sırrı burda.

Sevgiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Seo'dur seo :)